Penny Üniversitesi: Sosyal Medyanın 17. Yüzyıl Versiyonu

Bugün günlük vaktimizin ağırlıklı bir kısmını ayırdığımız sosyal medya evreni, teknolojik cihazlar ile hayatımızda yer alış şeklini değiştirmiş olsa da bu mecraları bu kadar aktif kullanmamızın altında yatan dürtüler çağlar boyunca benzer bir şekilde devam ediyor. Bu yazıda sosyal medya olgusunun aslında çok eskiden bu yana hayatımızda olduğunu gösterebilecek önemli bir gösterge olan Penny Üniversitesini sizlerle paylaşmak isterim.

17. Yüzyılda İngiltere’nin Londra şehrinde ortaya çıkan ilk kahvehanelere Penny Üniversiteleri adı veriliyordu. Penny Üniversitesine girmek için ise 1 Kuruş yani 1 Penny ödenmesi gerekiyordu. İçeri girdikten sonra sadece kahve içmenin dışında başkalarının şirketine, gazetelere, bültenlere ve en son haberlere ve dedikodulara erişebilmek mümkün olmaktaydı. Penny Üniversitesi’nde dışarıdan elde ettiği bilgileri veya dedikoduları paylaşan kişilere ise Runner yani Türkçe karşılığı olarak ‘Çığırtkan, Haberci, Dağıtıcı’ ismi verilmekteydi.

Penny Üniversitesinden içeri girmek için tek şart bir kuruş (Bir Penny) vermekti. Bu ücreti ödeyen herkes buraya girebiliyor ve sürece dâhil olabiliyordu. Burada tartışılan konular arasında siyaset ve siyasi skandallar, günlük dedikodular, moda, güncel olaylar ve felsefe ile doğa bilimlerini çevreleyen tartışmalar yer almaktaydı. Burası bir anlamda o dönemdeki toplumun sosyal sahnesi durumundaydı. Aynı zamanda da bu mekanlar haber kültürüyle de yakından eşleştiriliyordu.

Görsel Kaynak: https://pennyu.ca/

Penny Üniversitelerinin en ayrıştırıcı taraflarından bir tanesi ise buraya giren müşteriler alkol değil kahve içiyorlardı. Bundan dolayı zihinlerinde herhangi bir uyuşma olmadan herkes daha dinç ve zinde oluyor, konulara daha akılcı yorumlar yapabiliyor ve görüşler dile getirebiliyordu. Burası o dönemin hem sosyalleşme hem haber alma hem de vakit geçirme adresi olarak tanımlanıyordu. Bu mekânlar o dönemde gazetelerin gelişmesi, finans piyasaların yönlendirilmesi gibi detaylarda da önemli rol oynamaktaydı.

Birçok tarihçi Penny Üniversitelerini yani İngiliz kahvehanelerini 17. ve 18. yüzyıllarda Aydınlanma Çağı’nın entelektüel ve kültürel tarihiyle de ilişkilendiriyor. Bu üniversiteler o dönemlerde ‘Kuruşluk Üniversiteler’ olarak da adlandırılmaktaydı.

Bu üniversitelerinde kendi içerisinde de bazı kuralları söz konusuydu. Her şeyden önce burada eşitlik geçerliydi. Hiç kimse herhangi bir makamdaki birine yerini vermek zorunda değildi. Sosyal statü Penny Üniversitesi içerisinde geçerli değildi. Kutsal şeylerin yanında devlet hakkında ve dini metinler hakkında kötü konuşulmasına karşıda kurallar geçerliydi. Bu kahvehaneler hakkında tarihçiler arasında fikir ayrılığı olan birçok konu ve detay olmasına karşında Penny Üniversiteleri bugünün Twitter’ı, Facebook’u veya Instagram’ı ile benzer iç görüler üzerine inşa edilmiş bir evren olarak yorumlanabilir.

İngiltere’de bu konseptte halen birçok mekan hizmet vermesine karşın aynı konsept ve yaklaşımda elbette ki değiller fakat eğer İngiltere’yi ziyaret edecekseniz gittiğiniz yerde Penny Üniversitesi olup olmadığına bir bakın derim.

Bugün bir anlamda sosyal medya evreni de bizim siyaset ve siyasi skandallar, günlük dedikodular, moda, güncel olaylar ve felsefe ile doğa bilimlerini çevreleyen tartışmaları takip etmek, konuşmak hatta ses yükseltmek için kullandığımız günümüzün Penny Üniversiteleri. Mekânlar farklı ama amaçlar aynı. Haber ve bilgi al, yorumla, yönlendir, şekillendir, dahil ol.

O gün olduğu gibi bugünün sosyal medyasında da içeriye bir giriş şartı yok ve sosyal statü geçerli değil. Sizden ücret olarak nakdi bir şey alınmıyor gibi gelebilir ama bugünün en değerli mali varlıklarından bir tanesinin veri olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bizler 1 kuruştan çok daha fazlasını ve anlamlı olanını içeriye bırakıyoruz yani payımızı fazlasıyla ödüyoruz.

Sözün özü bundan 300- 400 yıl öncesinde benzer dürtülere sahiptik, bugünde benzer dürtülere sahibiz. Sadece ve sadece içerisinde bulunduğumuz dönemin şartlarına ve gelişmelerine uyum sağlayarak gelişiyor ve dönüşüyoruz. Yüzyıllar öncesinde de bugünkü meraklarımız geçerliydi. O gün kahvehanelerde (Kahve evlerinde) bu ihtiyacımızı karşılarken bugün sosyal medyaya doğru evirilmiş durumdayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.