Strazburg Hakkında Tavsiyeler ve Notlar

Fransa’nın eski bölgesi olan Alsace’nin baş şehri olarak konumlanan Strazburg, keyifli ve butik bir şehir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’nun merkezine ev sahipliği yapıyor. Avrupa parlamentosu nedeniyle de Avrupa’nın başkenti olarak anılmakta. Bu yönleriyle de şehrin adını haberler vb. yerlerde oldukça sık duyuyoruz. Fransa’nın doğusunda ve Almanya sınırına oldukça yakın bir konumda bulunan Strazburg, bu yönleriyle tarih boyunca siyasi ve kültürel açıdan stratejik bir konumda yer almış bir şehir.

Fransa’nın milli marşı olan “La Marseillaise” (Marsilya Marşı), Claude Joseph Rouget de Lisle tarafından 1792 yılında Strasbourg’da bestelenmiş.

Strazburg’u gezmek için iki tam günün ayrılması çok rahat yeterli. Şehir bazı noktalardan sıkıcı gelebilir zira buradaki en kritik faktör hangi dönem geldiğiniz. İlkbahar ve yaz aylarında şehrin tadı çok daha keyifli olduğu görüşündeyim. Kışın ise ideal zamanlar marketlerinden dolayı Noel dönemleri. 300 binin üzeri de nüfusa sahip Strazburg gezmek için oldukça kompakt bir yapıda.

Şehirde Orta Çağ, Rönesans, Romantik ve Art Nouveau dönemlerini bir arada sıklıkla göreceksiniz. Burası kozmopolit ve kültürlerin senkronize olduğu bir şehir. Fransa ve Almanya’nın sınırlarını paylaştığı harika yerlerden bir tanesi. Bu şehri bisiklet ile keşfetmek kadar yürüyerek keşfetmekte keyifli olabilir. Her ne kadar araçla gelmeme karşın eğer merkezden çıkmayacaksanız araca çok ihtiyacınızın olmayacağını da belirteyim.

Keyifli bir şehir olduğuna hem fikirim fakat birçok konuda biraz fazla abartıldığını düşünenlerdenim. Umarım bu yazı keyifli bir seyahat yapmanız konusunda bazı fikirler verir 🙂

STRAZBURG’DA NEREDE KALDIM

Açıkçası burada konaklama için farklı alternatifler mevcut ama buraya gelmişken bir tık tarihi olan bir yer olan Château de Pourtalès’i öneririm. Yapının tarihi olmasının yanında kendisine ait ormanı, bahçeleri veya geniş yürüyüş alanları mevcut. Tolstoy, III. Napolyon, Prenses Merie gibi çok fazla filozof, yazar, şair, bilim insan, politikacı burada kalmış. Burası bir dönem Avrupa siyasetinin de merkeziymiş. 250 yıllık bir geçmişe sahip. Bir dönem CIA tarafından üs olarak kullanılmış. 240.000 m2 alan üzerine kurulu. Odalarda tarihi ruhu hissetmeseniz de lobi vb. yerlerde yine de keyifli alanlar var. Bu alanlarda sabah güzel bir kahve ve yürüyüş yapabilirsiniz. Buraya ulaşım araba olmadan bir tık zor olabilir fakat en azından bir gece denemek keyif verebileceği görüşündeyim. Ücreti ise kişi başı gecelik 174 Euro.

Protection des Mineurs

Strazburg’un belki de en ikonik evi konumunda olan, sağ ve solundan nehir geçen bu ev harika fotoğraflar için güzel bir adres. Yazın üzerindeki çiçeklerin açmasıyla çok daha güzel bir hale bürünüyormuş. “Protection des Mineurs,” Fransızca’da “Çocuk Koruması” anlamına gelmekte.

Petite France (Küçük Fransa)

Petite France bence Strazburg’a ruhunu kazandıran yer. Romantik olduğu kadar Strazburg’daki en güzel fotoğrafları çekebileceğiniz yerlerden biri tanesi. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Petite France, renkli ahşap evlere, eski köprülere ve su değirmenlerine ev sahipliği yapıyor. Özellikle değirmenleri tarihi anlama sahip olduğu için önemli. Petite France’de mutlaka kanalların yanından yürümeli, kahve içilmeli. Kuğuları da beslemenizi öneririm. Küçük bir Süveyş Kanalı mantığında olan ve nehrin üzerindeki dengeleme kısmına teknelerin yanaşmasını ve suyun dengelenmesini de izleyebilirsiniz. Petite France, geleneksel Alsat kültürünü ve Strasbourg’un tarihî önemini yansıtan bir alan ama bence şehrin ruhu burada.

Strazburg Notre-Dame Katedrali

Strazburg Notre-Dame Katedrali, 1988 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edilmiş. 1176 yılında yapımına başlanmış ve inşaatı tam olarak 263 yıl sürmüş. Gotik mimarisi ile ön plana çıkan yapı gerçekten her detayı ile çok ihtişamlı. Girişinde çok sıra var gibi görülmesine karşın giriş ücretsiz olduğu için sıra çok hızlı ilerliyor. Toplamda 4.800 M2 alanı kurulu olan Strazburg Notre-Dame Katedrali’nin içerisi de bir o kadar geniş. Gotik mimariden dolayı çok büyük pencerelere sahip. Strazburg’un simgesi haline gelen yapı içerisinde çeşitli şapeller, vitray pencereler ve dini sanat eserleri de bulunduruyor. Bir tık sırada katedrallerden farklı bir yapıya sahip. Dış yapısını incelemek için dahi baya bir süre ayırmak gerekiyor. Burayı toplamda 45 dakika içerisinde gezebilirsiniz.

Katedralin kulesi 142 metre uzunluğa sahip. Çıkmak için 8 Euro ücret ödemeniz ve yaklaşık yarım saatlik sırayı beklemeniz gerekiyor. Buraya kadar gelmişken elbette kulenin tepesine çıktım. 😊 En tepede şehrin manzarasını görebileceğiniz bir teras mevcut. Bu yapının 1647 – 1874 yılları arasında dünyanın en büyük yapısı olduğunu da belirtelim. Şu an ise dünyanın en büyük altıncı kilisesi konumunda.

Victor Hugo burası için şu sözleri söylemiş:

“Strazburg, muhteşem katedrali ile aşkın sembolüdür. Bu katedral, nehirlerin babası olan Ren Nehri’nin sırtında oturur. Eğer bir şehri severseniz, katedralini seversiniz. Strazburg Katedrali, muazzam, harika, kudretli, dingin, usta işçiliği ve zarafeti bir arada barındıran bir şaheserdir.”

Strazburg Notre-Dame Katedrali Astronomik Saat

Notre-Dame Katedrali’nde bulunan ve 16. yüzyılda yapılan astronomik saat hem sanatsal hem de bilimsel bir başyapıt. Saatin dört ana gösterimi bulunuyormuş. Bu gösterimler güneş takvimi, ayın evreleri, günün saatleri ve gezegenlerin hareketleri. Bu gösterimler, astronomik bilgilerin yanı sıra dini temsilleri de içermesiyle birçok saatten ayrılıyor. Saatin etrafında ise bir dizi heykel ve figür bulunuyor.

Bunlar arasında mevsimler, yerel hafta günleri, çan çalgıcıları, azizler ve diğer dini simgeler yer alıyormuş. Saat, takvim, döngüler ve gezegen hareketleri gibi bir dizi karmaşık astronomik hesaplama işlevine sahip olduğunu da belirteyim.

Maison Kammerzell

Maison Kammerzell’in yapımı 1427-1428 yıllarına uzanıyor ancak burası 1467 ve 1589’da iki kez dönüştürülmüş. Şu an ise tam olarak Alman Rönesans’ının sembolü konumundaymış. Gotik bir mimariye sahip olmasının yanında dikkat çekici ahşap oyma işçiliği, yüksek pencereleri var ve gerçekten zarif detaylar ile süslü. Binanın altında yer alan restoranda dünyaca ünlü isimlerin ziyaret ettiği bir adres. Karşısında yer alan kafelerde oturarak binanın derin işçiliğine daha yakından bakabilirsiniz.

Place Gutenberg

Burası Strazburg Notre-Dame Katedrali’nin hemen girişinde bulunan ünlü meydan. Meydanın adı ise Johannes Gutenberg‘den geliyor. Gutenberg bir dönem burada yaşadığı için şehrin sembollerinden olmuş. Meydanın çevresinde çeşitli kafeler, restoranlar bulunuyor ama buranın ilginç bir özelliğini göremedim. Yaz aylarında burada festivaller veya müzik etkinlikleri de yapılıyormuş.

Ponts Couverts

Fransızca dilinde “Kapalı Köpü” anlamına gelen Ponts Couverts, bir dönem hastaların kaldığı Petite France bölgesine girişi kapatmak yanında gelen saldırılara karşı savunmak şehri savunmak için de nehrinin kolları üzerine inşa edilmiş. 1784 yılında köprüleri örten çatılar kaldırılmış ve 1865 yılında ahşap köprüler yıkılarak ve şu an olan halleri taştan yeniden inşa edilmiş.

Barrage Vauban (Vauban Barajı)

Vauban Barajı, Strazburg için stratejik bir önem için yapılmış. Ren Nehri üzerine 17. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen Barrage Vauban, düşmanlar geldiğinde üzerinde suyu yükseltilmesi sağlanarak düşmanları su altında bırakan bir özelliğe sahipmiş. Üçgen şeklinde olmasının nedeni düşmanın saldırısına karşı daha iyi direnç gösteriyordu.

Palais Rohan

Notre-Dame Katedrali’nin hemen yanında yer alan Palais Rohan, Barok tarza sahip ve 18. Yüzyılda inşa edilmiş. Sarayın adı ise dönemin Fransız başpiskoposlarından biri olan Kardinal Armand-Gaston-Maximilien de Rohan’dan gelmekte. Burası Fransız Devrimi sırasında, saray belediye binası ve devlet daireleri olarak da kullanılmış. Musee des Beaux-Arts (Güzel Sanatlar Müzesi), Musee Archeologique (Arkeoloji Müzesi) ve Musee des Arts Decoratifs (Dekoratif Sanatlar Müzesi) olmak üzere üç farklı müzeye ev sahipliği yapan Palais Rohan, keyifli bir mimariye sahip.

Place Kleber

Şehrin merkezindeki en büyük meydanlardan biri olan Place Kleber meydanı adını Fransız Devrimi sırasında önemli bir askeri lider olan Jean-Baptiste Kléber’de alıyormuş. Aslında bildiğimiz standart ve küçük bir meydan. Neden bu kadar çok fazla abartıldığından ise emin değilim 😊

Eglise Saint Thomas (Aziz Thomas Kilisesi)

Strazburg’daki en önemli kiliselerden biri olan Aziz Thomas Kilisesi, 12. yüzyıl sonralarına doğru inşa edilmiş. Salon tarza sahip olan kilise bu özelliğe sahip tek kilisedir. Aynı zamanda bulunduğu bölgede Alman stiline sahip tek kilisedir. Mozart tarafından birçok özgü alan orgu ile de ünlü. Burayı gezmek içim maksimum 15 dk civarlarında yeterli.

Pont de l’Europe (Avrupa Köprüsü)

Avrupa Köprüsü, Strasbourg şehri ile Almanya’nın Kehl şehri arasında bağlantıyı sağlıyor. 2004 yılında yapılan bu köprü ile yürüyerek dahi direkt Kehl şehrine geçebilirsiniz.

STRAZBURG’DA NE YENİR?

FLAMMEKUECHE

Strasbourg ve Alsace bölgesinin en yaygın lezzetlerinden bir tanesi ve Alman-Fransız hibridi olan Flammekueche, Almanca’da “ateşin üzerinde pişirilen pasta” anlamına geliyormuş. İnce hamuru, üzerine sürülen kreması ve çitli malzemeleri ile keyif bir tat. Ben soğan, mantar ve creme fraiche ile yedim. Lezzetli ve güzeldi.

COQ AU RIESLING

Fransız mutfağına ait bir yemek olan ve adını ünlü beyaz şarap Riesling’den alan Coq au Riesling’  denenmesi gereken bir yemek. “Coq” kelimesi Fransızca’da “tavuk” anlamına gelir. Bu yemek, genellikle beyaz şarap, tavuk, mantar ve soğan içeriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir