‘Melekler Şehri’ne HOŞ GELDİNİZ…
Los Angeles, New York ile birlikte Amerika’nın en dinamik metropollerinden bir tanesi. Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük ikinci şehri ve dünyanın eğlence, yaratıcılık ve yaşam tarzı açısından en etkili merkezlerinden de bir tanesi. Şehrin sahip olduğu değer sayesinde daha şehre girmeden heyecanlanmaya başlıyorsunuz. Hatta sahip olduğu bu değerler öylesine güçlü ki (Hollywood, Oscar vb.) birçoğu Amerika’nın ‘Yumuşak Gücü’ arasında.
Los Angeles’ta toplumlar kendi kültürlerini yaşatmak için farklı alanlar kurmuşlar. Bu durumda şehre kültürel açıdan zenginlik katmış. Birkaç günde dünyanın yarısını gezmiş gibi oluyorsunuz. Gezilecek yerlerin hepsi birbirinden farklı ve uzak lokasyonlarda bulunuyor. Eğer bu şehre gelecekseniz ve vaktinizde kısıtlıysa önceden planlı olmakta büyük yarar var. Ayrıca Los Angeles’ta dünyanın en kötü trafiklerinden birini bulabilirsiniz. New York ile birlikte zaten Amerika’nın en kötü trafiği arasında.

Santa Monica, Venice Beach ve Malibu gibi dünyaca ünlü sahilleri, Beverly Hills ve Bel Air gibi ikonik semtleri, Lakers, Dodgers ve Rams gibi efsanevi spor kulüpleriyle öne çıkan Los Angeles, yılın neredeyse 300 gününde güneşli olan bir şehir. 200’den fazla dilin konuşulduğu bu şehir farklı kültürlerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir yapıya da sahip.
Bu güzel şehirde yaklaşık dört gün geçirdim. Bu süre zarfından Oscar hazırlıklarına denk gelmem keyfime keyif kattı. Umarım notlarım ‘Melekler Şehri’ni ziyaret edecekler için faydalı olur. Buraya gelmek güzel ama dönmek biraz zor 🙂
Los Angeles Şehir İçi Ulaşım
Her şeyden önce bu şehri keyifle gezmek istiyorsanız bana sorarsanız araç kiralamak en mantıklı seçenek. Şehir çok geniş bir alana yayıldığı için turistik noktalar arasında mesafeler uzun. Özellikle hafta içi 07.00–10.00 ve 16.00–19.00 saatleri arasında da ciddi bir yoğunluk olabilir. Los Angeles’ta araç kiralamayı planlıyorsanız trafik kurallarına harfiyen uymak önemli ama abartıldığı kadar da zor değil. Şerit ihlali, hız sınırı ve dur levhaları gibi kurallar oldukça ciddiye alınıyor ve cezalar yüksek olabiliyor. Bu geldiğimde araç kiralamıştım. Önceki geldiğimde ise toplu taşıma kullanmıştım. Los Angeles kesinlikle araçla keşfedilmesi çok daha keyifli bir lokasyonmuş.

Araç kiralamazsanız da Uber veya Lyft’i tercih edebilirsiniz. Bunlar burada en çok tercih edilen ulaşım uygulamaları ve taksiye göre genellikle daha ekonomik.
Los Angeles’ta şehir içi ve şehir dışı ulaşımda (Santa Monica gibi bölgeler dâhil) metro, otobüs ve raylı sistemleri kullanabilirsiniz. Öncelikle bir TAP Card edinmeniz öneririm. Kartı metro istasyonlarındaki otomatlardan satın alabilirsiniz. Ek olarak Los Angeles Metro’da artık temassız kredi kartı, banka kartı ve Apple Pay / Google Pay ile doğrudan turnikeye veya otobüsteki okuyucuya dokundurarak ödeme yapabilirsiniz. Yani turist olarak giderseniz TAP Card almak zorunda değilsiniz.
Los Angeles’da metro ve otobüs sisteminde tek yön yolculuk ücreti 1,75 ABD dolar. Hollywood, Downtown, Santa Monica, Pasadena ve Universal Studios gibi birçok popüler noktaya da toplu taşımayla ulaşmak mümkün. 
Günlük Harcama
Amerika’da en kolay bulabileceğiniz yiyeceklerin başında fast food geliyor. Nereye baksanız bir al-git, yani take away noktası görebilirsiniz. Los Angeles’ta kahvaltı dahil, orta düzey mekanlarda yemek yediğinizde günlük ortalama 70–80 dolar (mekana göre değişir, bu rakam ortalama ve normal yerler için). Su, çikolata ve küçük atıştırmalıklar da Türkiye’ye kıyasla pahalı gelebilir. Genel olarak bakıldığında evet çok güzel yerler var ama Türkiye’ye kıyasla ucuz bir yerden bahsetmiyoruz.
Los Angeles’ı Nasıl Gezmek İyi Olur?
Los Angeles’ı gezmenin en önemli noktalarından biri iyi bir rota planı yapmak. Bu noktada şehri üç bölüme ayırabilirsiniz. İlk kısım Hollywood ve Beverly Hills, West Hollywood. İkinci kısım Santa Monica ve Venice Beach. Üçüncü kısım ise Downtown Los Angeles. Daha fazla zamanınız varsa tabii ki daha fazla yer görülebilir. Şehir oldukça geniş bir alana yayıldığı için turistik noktalar arasındaki mesafeler tahmin edilenden daha uzun. Eğer kısa sürede birçok yeri görmek istiyorsanız, şehir turu düzenleyen hop-on hop-off otobüsleri iyi bir alternatif olabilir fakat çok fazla da önermediğimi belirtmek isterim. Tur firmalarının büyük bölümü Hollywood & Highland (Walk of Fame) çevresinde. Araba kiralamadan geldiğimde ise LA City Tours firmasını tercih etmiştim ve deneyimim oldukça olumluydu.

Los Angeles’ı Gezmeye Nereden Başlamalı?
Los Angeles’ı gezmek için yaklaşık üç günlük bir planı nasıl yapılır paylaşacağım. Los Angeles’ı 3 günde gezecekseniz, en verimli yöntem birbirine yakın bölgeleri aynı gün içerisinde ziyaret etmek. eğer vaktiniz daha uzunsa elbette ki keyifli olur. Hazırsanız ilk günden başlayarak güzel bir Los Angeles planı yapalım.
Los Angeles’ta 1. Gün Nasıl Gezilir?
İlk gün rotasını Petersen Otomotiv Müzesi veya Beverly Hills’den, isterseniz de Hollywood Sign’dan başlatabilirsiniz. Bana sorarsanız en sona Hollywood tabelasının olduğu kısmı bırakırsanız güzel bir gün batımına da denk gelebilirsiniz. Birinci günün aktif haritasına ise buradan erişebilirsiniz.

Petersen Otomotiv Müzesi (Filmlerdeki Efsane Araçlar Burada)
Geziye müze ile başlanır mı demeyin. Burası gerçekten çok keyifli bir lokasyon fakat isterseniz burayı geceye de bırakabilirsiniz ama bence sabah erken saatte burası ile başlarsanız oldukça verimli bir yol akışı çizmiş olursunuz. Petersen Otomotiv Müzesi, Los Angeles’ta otomobil tutkunlarının mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yer. Neden mi? Dünyanın en önemli otomotiv müzeleri arasında gösterilen müzede; Back to the Future filmindeki efsanevi DeLorean DMC-12, Batman filmlerinde kullanılan Batmobile ve Batpod, sevilen Herbie (Vosvos), Magnum P.I. dizisinin Ferrari’si ve Hollywood yapımlarında kullanılan birçok ikonik araç sergileniyor. Bunun yanı sıra klasik otomobillerden süper spor otomobillere, konsept modellerden yarış araçlarına kadar yüzlerce efsane otomobili yakından görebilirsiniz. Giriş ücreti ise 23 dolar. İsterseniz pas geçerek Beverly Hills Sign ile başlayıp buraya daha sonra da gelebilirsiniz ama önerim rota akışında burayı ilk düşünmeniz olur.

Eğer kırk dakika daha ben müze gezmeye ayırırım derseniz Petersen’ın hemen karşısında yer alan La Brea Tar Pits’de bir bakmanızı öneririm. Burası dünyanın en önemli Buzul Çağı müzelerinden bir tanesi. Müzede, bölgede çıkarılan mamutlar, kılıç dişli kaplanlar, dev tembel hayvanlar ve yüzlerce tarih öncesi canlının fosilleri sergileniyor. İçeride paleontologların devam eden kazı ve restorasyon çalışmalarını da yakından izleyebilirsiniz. Giriş ücreti ise 18 dolar.
Beverly Hills Sign ve Rodeo Drive
Los Angeles’da en sevdiğim bölge neresi diye sorsanız sanırım burası derdim. İlk başta Beverly Hills Sign dediğime bakmayın. Burası Los Angeles’ın en prestijli semtlerinden biri olan Beverly Hills’in simgelerinden bir tanesi. Beverly Hills, lüks malikaneleri, palmiye ağaçlarıyla çevrili caddeleri ve yüksek yaşam standartlarıyla dünyanın en ünlü yerleşim bölgeleri arasında ilk başlarda geliyor. Bölgede değeri 100 milyon doların üzerinde olan birçok malikaneler var. Adele,Leonardo Di Caprio, Jennifer Lawrence, Taylor Swift, Denzel Washington, Jack Nicholson, LeBron James, Jennifer Lopez, Katy Perry, Jessica Alba, Jeff Bezos gibi isimlerin bu bölgede evleri olduğunu belirteyim. Seviyeyi sizler düşünün 🙂

Semtin en ikonik noktalarından biri ise, dünyanın en lüks alışveriş caddelerinden kabul edilen Rodeo Drive. Louis Vuitton, Chanel, Gucci, Dior, Hermès ve Cartier gibi dünya markalarının mağazaları bu cadde yer alıyor. Burası restoranları, kafeleri ve şık atmosferiyle Beverly Hills’in ruhunu en iyi yansıtan yerlerden biridir. Bölgede yürüyüş yaparken ünlü oyunculara, sanatçılara veya sporculara rastlama ihtimaliniz de oldukça yüksek. Bu nedenle Beverly Hills, sadece alışveriş için değil, Los Angeles’ın lüks yaşam kültürünü deneyimlemek için de mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir tanesi.
Bu caddenin sonunda yer alan Beverly Wilshire oteli, Pretty Woman filminin çekildiği yer olmasıyla dünya çapında ün kazan bir lokasyon. Yaklaşık bir asırdır Hollywood yıldızlarını, devlet başkanlarını ve dünyanın dört bir yanından gelen ünlü isimleri ağırlamaya da devam eden aktif bir otel. Belki gelmişken burayı da görmek istersiniz.
Rodeo Drive’da Mekan Önerileri
Burada ise hemen üç mekan önerisi paylaşayım. Öncelikle Beverly Hills Sign’ın tam karşısında Alfred Coffee‘de bir şeyler içmenizi öneririm. Dinlenmek ve kahve için güzel bir lokasyon. Hemen sonra Floransa’da tanıştığım ve bana göre dünyanın en iyi sandviçlerinden bir tanesi olan All’Antico Vinaio‘da bir sandviç yiyin. Sadece aç gelirseniz sandviç içerisini fazla malzeme ile doldurmamanızı öneririm. Daha sonra ise buraları Beverly Cañon Gardens içerisindeki mekanlardan bir tanesinde güzel bir şampanya için. Bu üç öneri burasının tadını çıkarmak için keyfinize keyif katabilir.
Sunset Boulevard
Yaklaşık 35 kilometre uzunluğundaki Sunset Boulevard, Los Angeles’ın en ünlü caddelerinden biri. Özellikle Sunset Strip bölümü tarihi müzik kulüpleri, gece hayatı, lüks otelleri ve ikonik reklam panolarıyla tanınıyor. Hollywood kültürünü yakından hissetmek isterseniz burada kısa bir mola vermenizi de öneririm. Ayrıca hediyelik eşya alabileceğiniz güzel mekanlarda burada yer alıyor.

Walk of Fame (Hollywood’un Simgesi Yıldızlı Cadde)
Hollywood Bulvarı ile Vine Street arasında uzanan Hollywood Walk of Fame, sinema, televizyon, müzik, radyo ve eğlence dünyasına iz bırakan isimlerin yıldızlarının yer aldığı dünyanın en ünlü kaldırımlarından biri. Bugün burada 2.800’den fazla yıldız bulunuyor ve her birinin arkasında ayrı bir başarı hikayesi. Gezerken sadece isimlere bakıp geçmeyin; ilginç detayları da keşfetmeye çalışın. Örneğin Michael Jackson, Walk of Fame’de aynı ismi taşıyan radyo sunucusuyla karıştırıldığı için iki farklı yıldızla anılan isimlerden biri. Bir diğer dikkat çekici detay ise Muhammed Ali’nin yıldızının kaldırımda değil, Dolby Theatre’ın duvarında yer alması. Ali, adını taşıdığı Hz. Muhammed’in ismine insanların basmasını istemediği için bu özel uygulama onun isteği üzerine hayata geçirilmiş. 
Dolby Tiyatrosu (Oscar Ödül Töreninin Evi)
Hollywood Bulvarı üzerinde, Hollywood/Highland Metro İstasyonu çıkışında yer alan Dolby Theatre, dünyanın en prestijli sinema etkinliklerinden biri olan Akademi Ödülleri (Oscar) törenine ev sahipliği yapmasıyla tanınan mekan. 2001 yılında Kodak Theatre adıyla açılan bina, Kodak şirketinin iflas sürecinin ardından 2012 yılında Dolby Theatre adını almış. Hollywood’u ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yapılardan bir tanesi.
Ek olarak burası Hollywood & Highland kompleksinin içerisinde yer alıyor. Bu kompleks ise bulvarın en hareketli noktalarından biri. Aslında burası büyük bir alışveriş, eğlence ve yaşam kompleksi yani gelinmese de olunur ama turistler uğruyor işte 🙂 En güzel yönü ise üst katındaki ücretsiz seyir terası. Buradan Hollywood Sign‘ı görebilirsiniz fakat zaten yanına gideceğiniz için vakit kaybetmeye değer mi ona size karar verin.

TCL Chinese Theatre
1927 yılında açılan TCL Chinese Theatre, Hollywood’un en ikonik sinemalarından bir tanesi. Ön avlusunda Tom Hanks, Marilyn Monroe, Michael Jackson ve Tom Cruise gibi yüzlerce ünlünün el ve ayak izleri yer alıyor. Sayısız filmin gala gösterimine ev sahipliği yapan yapı, Hollywood’un en çok ziyaret edilen yapılarından da bir tanesi. Ayrıca önünde de bir sürü film kahramanı kıyafetlerini giymiş kişilere denk geleceksiniz. Biraz fazla yakınlık kurmaya çalışabiliyorlar. Onlara dikkat etmenizi öneririm.

Madame Tussauds
Dünyaca ünlü balmumu heykel müzesi Madame Tussauds‘un Hollywood’da da bir şubesi bulunuyor. Hollywood Bulvarı üzerinde, Dolby Theatre‘ın hemen yanında yer alan müzede sinema, müzik, spor ve eğlence dünyasının birçok ünlü isminin gerçeğe oldukça yakın balmumu heykelleri sergilenmekte. Giriş ücretleri satın alma tarihine göre değişmekle birlikte yaklaşık 30–40 dolar arasında. Los Angeles’ta ziyaret ettiğim müzeler arasında giriş ücreti en yüksek olanlardan biriydi.
Hollywood Sign İzleme Noktası
Hollywood Sign Manzara Noktası, Los Angeles’ın simgesi haline gelen Hollywood tabelasını en net görebileceğiniz noktaları arasında. Özellikle Lake Hollywood Park, Canyon Lake Drive ve Deronda Drive çevresi ziyaretçilerin en çok tercih ettiği fotoğraf noktaları arasında. Sabah erken saatlerde veya gün batımına yakın saatlerde hem ışık hem de kalabalık açısından buralar daha keyifli olabiliyor. Araç olmadan buralara gelmek ise biraz zor onun da altını özellikle çizmiş olmak isterim.

Griffith Rasathanesi (Griffith Observatory)
1935 yılında açılan Griffith Observatory, Los Angeles’ın en ikonik seyir noktalarından bir tanesi. Griffith Park’ın tepesinde yer alan bu gözlemevi, şehir silüeti, Hollywood Sign ve Pasifik Okyanusu manzarasını aynı anda görebileceğiniz harika bir konuma sahip. İçerisinde astronomi sergileri ve halka açık teleskoplar bulunurken, özellikle gün batımında çok keyifli bir şehir manzarası da sunuyor. Giriş ücretsiz ve üstelik içeride halka açık teleskopları ziyaret etmek de mümkün.

Los Angeles’ta İkinci Gün Gezi Planı
İkinci gün aslında daha çok sahil kıyısı ve güneşin tadını çıkarmak gibi düşünebilirsiniz. Santa Monica, Venice Beach ve Malibu boyunca uzanan bu rota; okyanus manzarası, gün batımı, sahil yaşamı ve Kaliforniya atmosferini en keyifli hissedebileceğiniz noktaları bir araya getiriyor.
Santa Monica Pier
Santa Monica Pier, Los Angeles’ın ikonik noktalarından ve aynı zamanda Pasifik Okyanusu kıyısındaki en popüler gezi alanlarından. 1909 yılında açılan tarihi iskele; lunaparkı, dönme dolabı, restoranları, sokak sanatçıları ve gün batımı manzarasıyla her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. İskelenin girişinde, Amerika’nın efsanevi Route 66 yolunun resmi bitiş noktasını simgeleyen tabelayı da görebilirsiniz.Hemen yanında uzanan Santa Monica Beach, geniş kumsalı ve bisiklet yollarıyla özellikle yaz aylarında oldukça hareketli bir yer. İskeleye birkaç dakikalık yürüme mesafesindeki Third Street Promenade ise mağazaları, restoranları ve canlı sokak atmosferiyle bölgenin en keyifli alışveriş ve yeme-içme caddelerinden biri. Los Angeles şehir merkezinden Metro E Line ile doğrudan Santa Monica’ya ulaşım sağlayabilirsiniz. Arabasız bu bölge biraz yorabilir onu da baştan not düşeyim.
Bu arada güne kahvaltı ile burada başlamak isterseniz de Sweet Mapple‘ı kesinle öneririm. Çokgüzel kahvaltı seçenekleri ile güzel bir başlangıcın adresi olabilir.

Venice Plajı
Santa Monica’da yer alan Venice Plajı’nda sörf, en önemli spor aktivitelerinden bir tanesi. Sörf, burada en popüler spor aktivitelerinden biri fakat kaykay, basketbol, bisiklet ve açık hava fitness kültürü de bölgenin ayrılmaz bir parçası. Plaj boyunca farklı sporlarla uğraşan insanlara, sokak sanatçılarına ve müzisyenlere sıkça rastlayacaksınız. Özellikle dünyaca ünlü Muscle Beach açık hava spor alanı ile grafitilerle süslenmiş Venice Skatepark, bölgenin simgeleri arasında yer alan yerler. Ayrıca kanallarıyla ünlü Venice Canals ve butik mağazalarla dolu Abbot Kinney Boulevard da mutlaka görülmesi gereken duraklar. Venice Beach’de Los Angeles’ın en özgür ruhlu ve en renkli atmosferini hissedebilirsiniz.

Malibu Şehri
Malibu şehri Santa Monica’ya yarım saat uzaklıkta. Aracınız varsa güzel bir keşif olur. Güzel okyanus manzaraları, dünyaca ünlü sörf plajları, lüks malikâneleri ve huzurlu atmosferiyle ön plana çıkmasına karşın gelmezseniz eksik hissedeceğiniz bir yer değil. Gelirseniz de Malibu Pier, El Matador Beach ve Point Dume gibi noktalar özellikle ön plana çıkan yerler. Los Angeles’ın hareketli temposundan uzaklaşıp Pasifik Okyanusu’nun doğal güzelliklerini deneyimlemek isterseniz burayı öneririm.
Los Angeles’ta Üçüncü Gün Gezi Planı
Aslında üçüncü gün tamamen Downtown Los Angeles bölgesine ayrılıyor gibi düşünebilirsiniz. Aşağıda Universal Stüdyoları olmadan (orası zaten öğleden önce gidilecek ayrı bir yerde) aktif haritaya buradan erişebilirsiniz.

Universal Studios Hollywood (Öğleden Önce)
Burası için en az iki-üç saatlik bir zaman ayırmanız gerektiğinin de notunu düşeyim. Burası dünyanın hem aktif olarak kullanılan en eski film stüdyolarından biri hem de Hollywood’un en popüler tema parklarından biri. The Wizarding World of Harry Potter, Super Nintendo World, Jurassic World, Transformers ve The Simpsons gibi tematik alanlarda gerçekten keyifli zamanlar geçirebilirsiniz. Günlük giriş biletleri ziyaret tarihine göre değişmekle birlikte yaklaşık 109 dolardan başlıyor.
Super Nintendo World, Universal Studios Hollywood’un en popüler tematik alanlarından bir tanesi. Mario evreninin birebir canlandırıldığı bu bölümde Mario Kart: Bowser’s Challenge oyununa katılabilirsiniz ve Nintendo temalı mağaza ile restoranları keşfedebilirsiniz. Normal şartlarda ayrı bir giriş ücreti yok ve Universal Studios Hollywood giriş biletiyle ziyaret edebilirsiniz. Ancak yoğun günlerde sanal sıra sistemiyle yönetilebilmekte. Daha erken erişim isteyenler için sunulan Early Access bileti ise tarihine göre yaklaşık 20–30 ABD doları ek ücretle satın alınabilmekte.

Little Tokyo (ABD’de de üç Japon Mahallesinden Bir Tanesi)
Little Tokyo, Amerika Birleşik Devletleri’nde günümüze kadar varlığını sürdüren yalnızca üç resmi Japon mahallesinden bir tanesi. Japon restoranları, ramen dükkanları, mochi pastaneleri, anime mağazaları ve kültürel atmosferiyle Los Angeles’ın en karakteristik bölgelerinden. Özellikle Japon mutfağını deneyimlemek isterseniz mutlaka öneririm.
Los Angeles City Hall
1928 yılında tamamlanan Los Angeles City Hall, şehrin en ikonik tarihi yapıları arasında yer alıyor. En büyük avantajı ise 27. kattaki ücretsiz gözlem terası olması. Buradan Downtown gökdelenlerini, Hollywood Sign’ı ve açık havalarda Pasifik Okyanusu’nu görebilirsiniz. Ayrıca bu bina Superman, Gangster Squad ve birçok Hollywood yapımında da kullanılmış bilinen bir yapı.

Walt Disney Concert Hall
Bu yapı dünyaca ünlü mimar Frank Gehry tarafından tasarlanan ve 2003 yılında açılan Los Angeles’ın en ikonik yapılarından biri. Paslanmaz çelikten oluşan dalgalı dış cephesiyle modern mimarinin en önemli eserleri arasında gösteriliyor. Bu arada ücretsiz sesli rehber turunu da telefonunuza indirerek binanın mimarisini ve hikayesini kendi başınıza keşfedebilirsiniz.

The Broad
The Broad, 2015 yılında açılan ve çağdaş sanatın en önemli müzelerinden bir tanesi ve ücretsiz. Yaklaşık 2.000’den fazla esere ev sahipliği yapan müzede Andy Warhol, Jeff Koons, Roy Lichtenstein, Yayoi Kusama ve Jean-Michel Basquiat gibi dünyaca ünlü sanatçıların çalışmaları var. Özellikle Infinity Mirrored Room en çok ilgi gören enstalasyonlardan biri. Walt Disney Concert Hall’ın hemen karşısında yer aldığı için iki yer oldukça yakın.
Grand Central Market
Burası 1917 yılından bu yana faaliyet gösteren ve Los Angeles’ın en ikonik gastronomi duraklarından biri olan tarihi bir halk pazarı. Aynı çatı altında 40’tan fazla restoran, kafe ve yerel üretici. Dolayısıyla yemek molanızı yapabileceğiniz harika bir durak. Meksika mutfağından Japon ramenine, gurme sandviçlerden taze deniz ürünlerine kadar dünyanın farklı lezzetleri burada var. Özellikle Eggslut, Sarita’s Pupuseria ve Villa Moreliana en çok ilgi gören mekanlar arasında.
Angels Flight Railway
Angels Flight Railway, 1901 yılında hizmete giren ve “Dünyanın En Kısa Demiryolu” olarak anılan tarihi bir füniküler hattı. Yaklaşık 90 metre uzunluğundaki hat, Hill Street ile Grand Avenue arasındaki dik yokuşu yalnızca bir dakikada çıkıyor. Kırmızı ve turuncu renkli iki nostaljik vagonuyla tanınan Angels Flight; La La Land başta olmak üzere birçok film ve dizide yer almasıyla da artık çok bilinen bir yer haline geldi. Grand Central Market ile The Broad arasında bulunduğu için de Downtown Los Angeles gezisinin en keyifli duraklarından biri.

Bradbury Building
Burası 1893 yılında inşa edilen ve Los Angeles’ın en etkileyici tarihi yapılarından biri olarak kabul edilen simge bir bina. Dış cephesi sade görünse de, iç mekanındaki cam tavanı, dökme demir merdivenleri, asansör kafesleri ve doğal ışık alan geniş avlusuyla ünlü bir yerden bahsediyoruz.Özellikle Blade Runner (1982), 500 Days of Summer ve birçok film ile dizinin çekimlerine ev sahipliği yaptığı için de turistik bir lokasyon. Grand Central Market’in de hemen karşısında yer aldığı için oldukça yakın.

The Last Bookstore
Los Angeles’ın en ünlü bağımsız kitapçılarından birisi The Last Bookstore’dur. Burası yaklaşık 250 bin yeni ve ikinci el kitaba ev sahipliği yapıyor. Tünel şeklindeki kitap rafları, yaratıcı sanat enstalasyonları ve fotoğraf çekim alanlarıyla sosyal medyada da çok bilinir hale gelen yerlerden bir tanesi. Sadece kitap alışverişi için değil, benzersiz atmosferini deneyimlemek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Staples Center
Los Angeles’ın en büyük spor salonu olan ve aynı zamanda Los Angeles Lakers ve Los Angeles Clippers’a NBA maçlarında ev sahipliği yapan kompleksi. Burayı görmek ve eğer denk gelirse bir NBA maçına gitmenizi tavsiye ederim.

Hediye Alımı
Şimdi Los Angeles’a gelipte hediye almamak olur mu? Bunun için en doğru adres Hollywood/Highland ve civarı. Burada aradığınız bir çok şeyi bulabilirsiniz. Bu bölgede fiyatlar diğer yerlere göre biraz daha pahalı olabilir. Örneğin en çok alınan hediyelerden biri olan anahtarlıkların fiyatı ortalama 4, magnetlerin fiyatları ortalama 5 dolar civarlarında değişiyor.
Yazının başında da söylediğim gibi buraya gelmek güzel ama dönmek biraz zor. Gezdiğiniz her gün ayrı bir tat alıyorsunuz. Her yerde ayrı bir eğlence sizi bekliyor. Dünyanın bir çok farklı kültürü aynı vücutta şekilde bulmuş.
Umarım bu şehirde güzel hikayeler ve anılar biriktirirsiniz. 🙂


Merhaba hüseyin bey ben erkek arkadaşıma hediye yaptırıcam da los anglese gitmk istiyor fotoğraf puzzeleni yaptırmak istiyorum fakat orjinal lazım mail adresime acaba çektiğiniz fotoğrafın orjinalini atabilme şansınız var mıdır? Var ise çok mutlu olurum teşekkürler.
Cansu Hanım Merhaba, hangi görseli ilettiğinizi yazzabilirseniz mail olarak atabilirim.
Merhaba hüseyin hocam https://blog.biletbayi.com/los-angeles-gezilecek-yerler.html yazısıda sizin yazınız kadar başarılı olmuş sizinde elinize sağlık ama biraz genişletmek gerekiyor sanırım
Teşekkürler Kenan Bey. Los Angeles’ı gezmek biraz zaman işi tabi. Ben kendi zamanımı en iyi şekilde kullanmaya çalıştım. Linki inceledim ve yazının altına bırakıyorum. Her katkı yeni bir keşif, teşekkürler 🙂